ANLAŞMALI KURUMLAR

Site içeriğinde bulunan bilgiler bilgilendirmek içindir, bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez

Diş Hekimi Dt. Erdem AZİM

SIK SORULAN SORULAR

Dişler sürdükten hemen sonra fırçalanmaya başlanmalıdır. Bebeklerde parmak fırçaları tercih edilmeli, daha sonra da çocuk fırçalarına geçilmelidir.
Evet. Öncelikle iyi ağız bakımı şarttır. Daha sonra çocuklarının hangi çürük risk grubunda olduğunu test ettirmek için “çürük aktivite testleri”ni yaptırmalıdırlar.
Sonuçta, her risk grubu için belirlenmiş farklı çürük koruma programları konusunda bilgi verilir ve oluşabilecek yeni çürüklerin önüne geçebilmek için gerekenler yapılır.
Çürük yapıcı bakteriler normalde insanların ağzında bulunur fakat aktif çürük lezyonları (tedavi edilmemiş çürükler) olan kişilerde bu bakterilerin miktarı yüksektir.
Öncelikle, toplumumuzda gelenek haline gelmiş bir davranış şekli olan ve yanlış bir davranıştan söz etmek istiyorum. Annenin, yemeğin sıcaklığını kontrol etmek ve sıcaksa ılıtmak amacıyla sıcak kaşığı çocuğunun ağzını yakmaması için önce kendi ağzına sokup sonra çocuğun ağzına sokmasıyla çürük yapıcı bakterilerin çocuğa bulaşması söz konusudur.
Tükürüğün yapısı, özellikleri ve dolayısıyla çürük riski, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu durum, aynı ailedeki kardeşler için de geçerlidir.
Oral implantoloji ağızdaki diş eksikliğini ortadan kaldırmak amacı ile çene kemiklerine yapay diş köklerinin yerleştirilmesi ile uğraşan bilim dalıdır. Diş implantları tüm dişlerini, arka dişlerini, tek dişini veya diş dizisinde aralıklar oluşturacak şekilde birçok dişini kaybetmiş hastalara uygulanmaktadır. Diş kaybının hastalarda fonksiyon, estetik, konuşma ve çiğnemede problem yaratmasının yanında psikolojik etkileri de olmaktadır. Hastaların birçoğu kendi doğal dişlerinin değerini dişlerini kaybettikten sonra daha fazla anladıklarını söylemektedirler.
Örneğin tek dişini kaybetmiş hastalar klasik köprü protezlerinin yapımında olduğu gibi boşluğun iki yanında bulunan sağlam doğal dişlerinin küçültülmesini istememektedirler. Bu nedenle doğal dişin çekim yapıldığı boşluğun yerine implant yerleştirerek boşluğun iki yanındaki doğal dişlere hiç dokunulmadan dişsizlik ortadan kaldırılmış olabilmektedir. Özellikle tüm dişlerini kaybetmiş hastalarda klasik total protez uygulaması sonrası hastaların bir çoğu protezlerin ağızda çok oynadığından şikayet ederler. Bu problem alt çenede daha fazla olmaktadır. Total protez kullanan hastalarda zamanla kemik erimesi sonucunda bu problem daha da artmaktadır. Bu nedenle bu hastalarda implant uygulayarak sabit köprü uygulaması yapılabilmektedir. Eğer hastada sabit köprü protezi için yeterli kemik yoksa, hareketli total protezleri implantlara bağlayarak stabil hale getirilebilir. Dental implantlar aynı zamanda arka dişlerini kaybetmiş ve hareketli protez kullanmak zorunda kalan hastalarda da uygulanarak yine doğal dişlerde olduğu gibi sabit köprü yapılabilmesine imkan kılar.
İmplant tedavisi bir gün ile 6 ay arasında sürmektedir. Bu süreyi implant tipi, hastanın kemik durumu gibi birçok faktör belirlemektedir.
İmplant uygulaması sırasında lokal anestezi yapıldığından hasta ağrı duymamaktadır. İmplant uygulaması sonrasıda ağrı genellikle 1-2 gün kadar ağrı kesiciler ile giderilebilmektedir.
İmplant uygulaması hemen hemen herkese uygulanabilir. Ancak yinede sistemik hastalıklar ve kemik miktarı açısından hastanın değerlendirilmesi yapılıp karar verilmesi gerekir. Dikişsiz ve diş etini kesmeden uygulanan implantlar sayesinde kalp, şeker ve tansiyon problemi olan risk grubunda olan hastalarda da güvenli bir şekilde implant uygulanabilmektedir.
Dişhekimi kontrolünde ve doğru süre ve aralıklarla uygulanan hidrojen peroksit ve karbamid peroksit içerikli beyazlatma ürünlerinin dişlere zararı yoktur. Bu materyallerin güvenilirlikleri bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
Aşınmış dişler, hasta ağzında direkt olarak yapılan kompozit restorasyonlar veya teknisyen tarafından laboratuvar ortamında hazırlanan porselen laminalar ile tedavi edilebilir.
Porselen laminalar, dişlerinde ileri derecede renkleşmeler, konum, şekil veya form bozuklukları görülen kişilere, yeni bir gülüş tasarımı ve yüz estetiği sağlamak amacıyla önerilir.
Diş çürükleri, doğru diş fırçası, diş macunu ve diş ipi kullanımı, dengeli beslenme, antibakteriyel gargaralar ve 3 ila 6 aylık düzenli kontrollerle önlenebilir. Başlangıç çürüklerinin florür uygulamaları ve lazer ile gideilmesi mümkündür.
Klinik ve röntgen muayenesi gerçekleştikten sonra hastaların çürüğe mi yoksa dişeti hastalığına mı eğilimli olduğu tespit edilir ve konan tanıya göre diş macunu seçimi hekim tarafından yapılır. Hastada çürük, dişeti çekilmesi, diş aşınması, duyarlılık olup olmaması, hastanın ortodontik tedavi görüp görmediği, sigara kullanıcısı olup beyazlatma gereksiniminin olmasına göre seçilen diş macunu değişebilir
Aralıklı dişler, ortodonti, ışıklı dolgular veya porselen laminalar ile tedavi edilebilir. Dişler arasında aşırı aralık görülen olgularda kombine tedaviler gerekebilir.
Kırık dişlerin tedavisinde ışıklı dolgular veya porselen laminlardan yararlanılır. Işıklı dolgular ile tek seansta 1 ila 4 dişin tedavisi mümkündür.
Amalgam dolgular, hastanın gülme estetiğini etkiliyorsa veya dolgunun kenarında yeni bir çürük oluşumuna rastlanıyorsa değiştirilmelidir. Küçük azılar bölgesinde yapılmış amalgam dolgular genellikle gri yansıması nedeniyle gülme estetiğini bozmaktadır.
Soğuk, sıcak, tatlı veya ekşi gıdalara, basınca karşı hissedilen hassasiyet, dişlerimizin arasına yemek artıklarının kaçması, kötü ağız kokusu çürük belirtilerinden olabilir.
Kompozit laminaların ömrü hasta sigara içmediği takdirde 3-4 yıl olarak tespit edilmiştir, 3-4 yıl sonra hafifçe aşındırılıp dolgu ilavesi yapılarak yenilenebilir. Porselen lamina ise yeniden cila gerektirmez, ortalama ömrü travma veya biyolojik sorun oluşmadığı takdirde 10-15 yıldır.
Hafif ve orta şiddetteki renkleşmeler, diş kliniklerinde özel ışık aletleriyle 2 seansta giderilebilirken, antibiyotik kullanımına bağlı ileri dereceli renkleşmeler, buna ek olarak ev tipi beyazlatma tedavisi de gerektirir.
Diş hekimliğinde lazer, yumuşak dokularda, dişetinin şekillendirilmesi ve kanama kontrolü amaçlı kullanılırken sert dokularda, çürüklerin ağrısız olarak temizlenmesinde ve dişlerin hassasiyetinin giderilmesinde kullanılır. Ayrıca genellikle esmer hastaların ve sigara kullanıcılarında oluşan koyu renkleşmiş lekeli dişetlerinin beyazlatılmasında lazerin başarılı kullanımı görülmektedir.
İltihaplanan ve dişin iç kısmında bulunan enfekte doku artıkları temizlenir. Kanalların dezenfekte edilmesini takiben bakterilerin bu bölgeye ulaşmasını engelleyecek kanal dolgusu yapılır.
Tedavi sırasında çok nadir vakalar dışında ağrı duyulmaz. Ancak tedavi sonrasında çok hafif ağrı hissi olabilir. Ancak bu ağrı çok basit analjezikler ile kontrol altına alınabilir.
Tedavi sonrasında dişin üst yapı restorasyonu tamamlana kadar, ısırma ve çiğneme yapılması uygun değildir. Çürüğün ve kanalların temizlenmesi sırasında dişin sert doku miktarında azalma olur. Bu da dişin çiğneme ve ısırma gibi fonksiyonları yerine getirmesine engel bir durum teşkil eder. Tedavisi biten dişin en kısa zamanda üst yapısının tamamlanması gerekmektedir.
Kanal tedavisi dişin pulpasının ileri derecede iltihaplanması sonrası yapılan bir tedavidir. İltihaplı pulpa uzaklaştırılmadan ve bu bölgenin sızıntıya izin vermeyecek şekilde doldurulması dışında önerilebilecek bir tedavi yoktur. Ancak diş çürüklerinin ilk safhalarında dişe yapılan basit müdahaleler ile dişler çok daha kolay korunabilir.
İyi bir kanal tedavisi sonrası dişin restorasyonunun da en iyi şekilde yapılması kanal tedavisinin başarısını arttıran en önemli faktörlerden biridir. İyi bir kanal tedavisi ve iyi bir restorasyon ile dişin ömür boyu ağızda kalmaması için bir sebep yoktur.
Bunun değerlendirilmesi için bir takım klinik ve radyografik kriterlerin incelenmesi gerekir. Bunu da ancak konusunda yeterli bilgiye sahip bir dişhekimi ya da endodontist yapabilir.
Anestezi geçtikten sonra yemek yiyebilirsiniz. Ancak tedavi tamamlanmadıysa ve dişin üzerinde hala geçici dolgu bulunuyorsa, özellikle o dişi kullanırken biraz daha dikkat etmek ve bir süre sert gıdalar tüketmemek faydalı olacaktır.
Özellikle ilk 24 saat içinde kendini hissettiren ve azalarak kaybolan bir ağrı görülebilir. Bu ağrı önemsizdir ve anestezi geçmeden alınacak bir analjezik yardımıyla önemli miktarda azaltılabilir.
Diş kaybından sonra dişsiz kalan bölgeye komşu dişler zamanla boşluğa doğru eğilir. Karşıt çenedeki dişler ise dişsiz bölgeye doğru sarkar. Böylelikle dişlerin temas ilişkileri bozulur. Dişsiz bölgede kemikte erime meydana gelir. Bu kemik kayıpları hastanın cepheden veya profilden yüzünün görünüşünü etkileyebilir. Bunun yanında kaybedilen dişle beraber kişinin çiğneme etkinliğinde azalma olur. Konuşmada bozukluklar ve estetik problemler de ortaya çıkar. Bu olumsuz değişim sürecini durdurmak için protetik tedavi bir an önce yapılmalıdır.
Protez yapmanın amacı kişinin diş kaybıyla olumsuz etkilenen çiğneme, konuşma işlevini kişiye geri iade etmektir. Kaybolan estetik değerleri de yerine koyup kişinin tekrar rahat gülmesi sağlanır. diş kaybıyla oluşabilecek psikolojik rahatsızlıklar giderilir. Bunun yanında protez yapımı ile geride kalan dokuların devamlılığı ve bütünlüğü korunur. Fizyolojik kuvvetlerin devamlılığı sağlanarak kemik erimesi azaltılmış olur.
Bu bölge çene ekleminin olduğu bölgedir. Sağ ve sol tarafta kulağımızın önünde alt çenenin hareketinde rol oynayan çene eklemleri bulunur. Daha çok alt çenenin hareketi sırasında ( ağzı açmak-kapamak, esnemek, konuşmak, yemek yemek, sakız çiğnemek, çeneyi sağa ,sola, öne hareket ettirmek) tıklama gibi sesler hissediliyorsa çene ekleminin düzeninin bozulduğu düşünülebilir. Kısaca anlatmak gerekirse çene eklemini oluşturan iki kemik yapı ve arada da fonksiyonlarından biri bu kemik yapıları korumak olan bir disk bulunur. Disk bağlarla alt çenedeki kemik çıkıntısına tutunur. Eğer çene eklemi akut veya kronik bir veya birden fazla etkenle karşılaşırsa bu durum diski tutan bağların uzamasına neden olabilir. Bunun sonucunda disk yerinden oynar - çoğu zaman öne doğru düşer- ve çene hareketleri sırasında disk ve kemik yapı doğru pozisyona gelmeye çalışırken “tıklama” hissedilir.
Genel olarak travmadan söz edilebilir. Bu düşme, trafik kazası, spor yaralanması gibi yüze gelebilecek ani şiddetli (akut) bir darbe olabileceği gibi diş sıkma-gıcırdatma gibi uzun zaman içinde çene eklemlerinin karşılayabileceğinden fazla yüke maruz kalmasına neden olan (kronik) bir travma olabilir. Aynı zamanda sistemik olarak yani diğer tüm eklem bağlarının da zayıf ve uzamaya meyilli olması durumu da (laksatif eklem) çene ekleminin düzenin bozulmasına bir yatkınlık yaratabilir. Bu etkenlerin biri veya birkaçı bir araya gelerek rahatsızlığı başlatabilir. Esas olarak sistemin kaldırabileceğinden fazla bir yüke maruz kalması çene ekleminde rahatsızlıklara neden olabilir.
Diş sıkma -gıcırdatma özellikle uykuda yapılıyorsa fark etmesi sanıldığı kadar kolay değildir. Çoğu zaman uyku sırasında zaman zaman kuvvetlice diş sıkılsa-gıcırdatılsa bile uyanıldığında bu hatırlanmaz. Ancak bu parafonksiyonun sonuçları hissedilebilir: Sık baş ağrısı çekiliyorsa, özellikle sabah baş ağrısı ile uyanılıyorsa ve bu ağrı daha çok şakaklarda yoğunlaşıyor , kulak önlerinde ve yanaklarda da ağrı hissediliyorsa bu tür baş ağrısının nedeni uykuda diş sıkma- gıcırdatma olabilir. Bu durumda aynı zamanda sabah uyanıldığında yüzde yorgunluk hissi, kahvaltıda ilk lokmaların çiğnenmesinde güçlük de hissedilebilir. Bunun nedeni ise gece boyunca dinlenmesi gereken kasların diş sıkma - gıcırdatma parafonksiyonu nedeniyle uykuda bile çalışması ve yorularak ağrıya neden olmasıdır. Dişlerde aşınma , çatlak veya kırıkların oluşması ve hassasiyetin nedenlerinden biri de diş sıkma-gıcırdatma olabilir. Dil kenarları ve yanak içlerinde diş izlerinin belirgin olarak izlenmesi de diş sıkma-gıcırdatma nedeniyle olabilir.
Ağız açmada kısıtlılık olmasının çok çeşitli nedenleri vardır. Öncelikle muayene ederek ağız açmada kısıtlılık yaratan etken teşhis edilmelidir. Çene eklemi düzensizliğinin ilerlemiş durumunda da ağız açmada güçlük oluşur. Çiğneme kası spazmlarında da ağız açma sırasında ağrı ve güçlük hissedilebilir. Eğer neden çene eklemi düzensizliği ve/veya çiğneme kaslarındaki spazm ise herhangi bir cerrahi müdahale (ameliyat) gerekmeden tedavisi mümkündür. Bu tedavide dişlerin üzerine yerleştirilen bir kılıf ( splint), gerekirse egzersiz ve ilaçlardan yararlanılır böylece tekrar ağız açıklığı normale gelir ve ağrı geçirilir. Kısa zaman içinde yapılan müdahaleler ile hemen aynı gün ağzın açılması da sağlanabilir.
Hareketli protezde doğal dişlerin üzerinde yer alan metal kısımlar protezin tutuculuğu için gereken önemli parçalardır. Diş hekimi tarafından uygun şekilde planlandığı taktirde dişe zarar vermez. Ancak hastanın protezinin her yerinde olduğu gibi kroşenin dişle temas halindeki iç yüzeyinin temizliğini de ihmal etmemesi gerekir.
Hayır. Dişlerinizde kesim yapıldıktan sonra mutlaka yerine geçici protez yapılmaktadır. Bu yapılan geçici protez, gerçek proteziniz yapılana kadar dişlerinizin sağlığını koruyacak sıcak-soğuk hassasiyetinin olmamasını sağlayacaktır. Bunun yanında proteziniz yapılana kadar estetik, çiğneme ve konuşma ile ilgili sorunları yaşamamış olacaksınız
Diş hekimliğindeki gelişmeler hastalarımızın estetik beklentilerini karşılayabilecek düzeye ulaşmıştır. Hastalarımıza günümüzde doğal ve güzel görünüşe sahip çeşitli protezler uyguluyoruz. Protez tiplerini eksik diş sayısına eğer dişler varsa dişlerdeki doku kaybına bağlı olarak belirliyoruz. Diş eksikliği yoksa, ön dişlerde aralıklar varsa veya hafif derecede capraşıklıklar varsa, porselen laminalar uygulanır. Ancak öncelikle ortodontik tedavi düşünülmesi gerekir. Porselen laminalarda dişin çok az kesilmesine ihtiyac vardır. Tırnak şeklinde porselen yapraklar olarak hazırlanır ve ozel yapıstırıcılarla dikkatlice yapıstırılır. Eğer bir veya birden fazla diş kayıpları varsa ve ağızda kalmış olan dişler yeterince destek olabileceklerse veya implantların üzerine sabit porselen protezler (hekim tarafından yapıştırılan ve hasta tarafından çıkarılamayan) uygulanır. Porselen kırılgan bir madde olarak bilinir. Bunun güclendirilmesi için porselenin altına metal, aluminyum oksit veya zirkonyum kullanılarak destek sağlanır. Porselene destek amacıyla metal olarak krom, kobalt, nikel, titanyum veya altın, palladiyum gibi kıymetli veya kıymetsiz metaller kullanılır. Kıymetli metaller metal alerjsi olan hastalarımızda tercih edilir ancak maliyeti yüksektir. Metalin grimsi rengi porselenin altında renk sorunu oluşturabilir bu amaçla beyaz renkli olan zirkonyum yaklaşık son 10 yıldır dişhekimliğinde porselenin altında destek olarak kullanılmaktadır. Yeni bir sistemdir. Tamamiyle porselenden oluşan sabit protezler ise oldukça estetiktir, porselenin direnci arttırılmıştır. Sefaflığı fazla olduğu için alttaki doğal dişin rengi eğer cok koyuysa bunu maskeleyemez. Ama renk sorunu yoksa doğal dişe yakın estetik bir protezin yapılabilmesini sağlar.
Uygulanan sabit porselen koprüler veya kuronlar ağız bakımını zorlaştırmamalıdır. İyi temizlenemeyen protezler diş etlerinin hastalanmasına neden olabilir. Sabit protez özellikle köprü şeklinde ise köprü altının ve diş aralarının temizlenebilmesi çok önemlidir. Ara yüz fırçalarının ve köprü altlarını temizleyen özel diş iplerinin kullanılması gereklidir. Protez, temizliğini sağlayacak bu yardımcı elemanların kullanılabilmesine imkan verecek dizaynda hazırlanmalarıdır. Ayrıca sabit protezlerin diş etlerine baskı yapmayacak şekilde dişin basamaklı hazırlanması diş eti sağlığı için oldukça önemlidir. Porselen biouyumlu bir maddedir. Dişetlerine zarar vermez..
Dişlerin ön yüzlerine yapışan çok ince porselen yapılardır. Porselen laminalar ile dişlerin arasındaki boşluklar kapatılabilir, boyları uzatılıp yeniden şekil verilebilir, kırık çatlak, kötü formlu ve ileri derecede renklenmiş dişler güzel bir görünüme kavuşturulabilir ayrıca diş rengini beğenmeyen kalıcı beyazlık isteyenlerde, gülüşünü beğenmeyen hastalarda gülüş tasarımı amacıyla, antibiyotik nedeni ile renklenmiş dişlerde, hafif çarpık dişlerin düzeltilmesinde, ortodonti tedavisi gerektiren, ileri derecede olmamak kaydıyla bir çok çapraşıklık bir kaç seans da düzeltilebilir. Ayrık dişlerinin düzeltilmesinde ve uygulanan bazı durumlarda porselen kaplamalara alternatif olan bir yöntemdir. Hastalarımız dişin sadece ön yüzeyine laboratuvarda hazırlanan yaprak porselenin diş hekimi tarafından yapıştırılması ile parlak düzgün ve doğal gülüşlere sahip olabilir.
Porselen laminaların tamamlanması için en az 2 seansa ihtiyaç vardır. Randevunun uzunluğu dişin durumuna ve kaç adet laminanın hazırlanacağına göre değişir.
Lokal anestezi ile yapılacağından ağrı duyulmaz. Hatta çoğu zaman buna bile gerek kalmaz.
Karar verildikten sonra dişiniz porselen laminalar için hazırlanacaktır. Dişinizin ön yüzeyinden yaklaşık 1 milimetre mine dokusu kaldırılıp, dişinizden ölçü alınacaktır. Bu ölçüden de sizin dişinize uygun, gülüşünüzü tamamlayacak, neredeyse yaprak kalınlığında dişinize uygun renkte porselen laminalar yapılacak ve gene uygun renkte özel yapıştırıcılar ile dişinize yapıştırılacaktır.
Porselen laminalarınızın yapıştırma seansına kadar dişinizi korumak amacıyla geçici laminalarınız yerleştirilecektir. Bu nedenle bir sonraki seansa kadar ağrınız olmayacaktır .
İlk muayenede dişler daha kesilmeden hastadan bir ölçü alınır. Bu model ile laboratuarda özel bir malzemeden mock-up (prova çalışması) uygulaması yapılır. Doktor ve hasta 3 boyutlu bu model üzerinde fikir birliğine varma şansını yakalar. Böylece dişlerinizin kesilmeden nasıl olacağını ağzınızda görebilir istediğiniz düzeltmeleri hekiminizle fikir birliğine varıp yaptırabilirsiniz.
Yaprağa benzer porselen laminalarınız doğal diş minesine benzer, çünkü diş minesi gibi şeffaftır. Doğal diş üzerine ışık geldiğinde yansımaz, diş minesinden geçerek altındaki opak dentin dokusuna nüfuz eder. Bu şeffalık dişte parlak bir görünüm sağlar.
Porselen Laminalar minimum kesim gerektirmeleri, sigara, çay, kırmızı şarap, kahve gibi gıdalarla boyanmazlar. Porselen laminalar çok ince olmaları ve metal içermedikleri için dişetlerinde zamanla reklenmeye neden olmazlar. Porselen laminalar ince olduklarından ışığın geçmesine imkan tanırlar ve uygulandığı dişlerin tamamen doğal diş gibi görünmesini sağlayan benzersiz bir yeteneğe sahiptir. Bu özelliği ile flaş ve disko ışıklarında da doğal diş gibi görünür. Bu ışıklarda, içinde metal olan kaplamalar siyah leke olarak ağızda yokmuş gibi görünürler. Çürüğe ve renklenmeye karşı koyarken doğal bir mine görüntüsü verir. Porselen laminalar sayesinde çepeçevre küçültülerek kaplanması gereken dişler yerine göre sadece ön yüzeyinden ince bir kesimle kusursuz görünüme sahip olabilirler
Porselen laminaların yerleştirilme seansına kadar fırçalamanızı, diş ipi kullanımınızı sağlıklı bir diş etine sahip olmak için çok iyi yapmanız gerekmektedir. Sağlıksız kanamalı bir diş eti yapıştırma seansında risk oluşturabilir. İnce olmalarına karşın çok güçlü bir yapıştırıcı ile yapıştırıldıklarından kırılmalara karşı oldukça dayanıklıdırlar. Porselen laminalar yapıştırıldıktan sonra dişinizin doğal bir parçası gibi hissedecek ve normal dişiniz gibi kullanabileceksiniz. Yinede porselen laminalarınızın hasar görmemesi için, tırnak yeme, kalem ısırma, diş gıcırdatma ve sıkma gibi alışkanlıklardan kaçınmak ve önlemek gerekir.
Porselen laminalar, alt çenenin önde olduğu, dişlerin baş başa kapandığı, yeterli mine dokusu olmayan ve ileri derecede fluorozisli vakalarda ve de diş gıcırdatma gibi kötü alışkanlığı olanlarda yapılmamalı veya bazı gerekli önlemler alınıp yapılmalıdır. Ağız boşluğu birçok çeşit ve çok sayıda bakteri içerdiğinden, günlük yaşamda bir çok ısı ve basınç değişimi yaşadığından tüm diş restorasyonları bir miktar risk taşırlar. İyi bir ağız hijyenini sağlamak, diş ve lamina birleşimini mümkün olduğu kadar temiz tutmak laminalarınızın ömrünü uzatacaktır.
Diş implantları titanyum veya titanyum bileşiklerinden imal edilir. Titanyum vücut dokuları ile etkileşime girmediği için implant malzemesi olarak tercih edilir. Vücudun implantı kabul etmemesi diye bir şey olamaz ancak bazı hastalara implant uygulaması uygun olamayabilir.
İyileşmeyi etkileyen Diyabet, kronik kardiyovasküler hastalıklar, immunsupresif ilaçlar kullananlarda, sigara tüketiminin çok fazla olduğu bireylerde implant uygulaması risklidir, başarısızlıkla sonuçlanabilir.Ancak yinede bu konuda son karar hekime aittir
Birçok implant uygulama işleminde ilk basamak implant yerleştirilecek kemiğin açılması ve daha sonra implantın yerleştirilmesi işlemidir. İmplant yerleştirildikten sonra iyileşme döneminde üzerinde kalacak olan vidalar yerleştirilir ve iyileşme dönemi beklenir. Diş implantlarının çiğnemeyle oluşan basınçlar karşısında sağlıklı olarak kalabilmesi için, çene kemiği ile tam olarak kaynaşması gerekir. Yerleştirilen implantın çevresinin tam olarak kemikle sarılması osseointegrasyon olarak adlandırılır. Osseointegrasyon için, operesyon türü, bölgesi, hastanın yaşı ve sağlık durumuna göre operasyondan sonra en az 2, en fazla 6 ay gibi bir süre gereklidir. İyileşmeden sonra ikinci bir cerrahi işlemle implantın üstü açılır, vidalar çıkarılır ve özellikle görünür bölgede ise geçici kuronlar veya iyileşme başlıkları yerleştirilir. Yaklaşık iki ay sonra dokular protez uygulaması için hazır hale gelecektir. Ölçü alınır ve protez üst yapı yapılır. Tek basamakta bitirilen implant sistemleri de vardır. Avantaj ve dezavantajlarını sizi dişhekiminiz durumunuza göre bilgilendirecektir.
Diş eksikliğinizin sayısına bağlı olarak ne tür bir geçici protez yapılacağına yine hekiminiz karar verecektir. Eğer fazla diş eksikliğiniz varsa bu dönemi geçici girip çıkmalı bir protezle geçirebilirsiniz.
Yapılacak implant sayısına göre değişir. Ama ortalama bir implant için 45 dk’ya yakın bir süre gerekir.
Diş hekiminizin, ağız diş çene cerrahı, ve dişeti hastalıkları uzmanının muayenehane veya kliniğinde gerçekleşebilir.
Tüm cerrahi işlemler lokal anestezi yardımı ile yapılacağından ağrı duymamanız gerekir. Bir çok hasta diş çekimi işleminden daha kolay olduğunu belirtir.
Bu dönemde ağız bakımınızın iyi olması çok önemlidir. Kötü bir ağız diş sağlığı implant başarısızlıklarının en önde gelen etkenidir. Diş hekiminizi iyileşme döneminde biraz daha sık görmelisiniz.
İmplantların başarı oranı %90-95 dir ve bir çok kişide kullanım süresi 5-25 yıl arasında değişmektedir. Ayrıca kullanım süresini belirleyen en önemli faktör hastanın ağız temizliğine gösterdiği özenle bağlantılıdır tüm hastalar gibi implant taşıyan hastalar da mutlaka 6 ayda bir diş hekimine başvurmalıdır ki yolunda gitmeyen bir durum olursa erken müdahale şansı olabilsin. Yani bu faktör daha çok hasta ile ilişkilidir.
İmplant malzemelerinin yüksek teknoloji ile üretilmesi ve kullanılan malzemelerin ithal olması nedeniyle, maliyeti klasik protezlere göre daha fazladır. Protezin uygulanabilmesi için implantın kemikle kaynaşması beklenir dolayısıyla diğer tedavi alternatiflerine göre tedavi daha uzun zamanda biter. İmplant yerleştirildikten sonra ağız bakımı ve temizliğine çok daha fazla özen gösterilmesi gerekir.